MENÜ
 
Anasayfa
Çocuk Ve Gençlik
Ruhsal Sorunlar
Makaleler
Önerilerimiz
Medyada İDA
Hakkımızda
İletişim
       
 
 
       
                                  Aile içi şiddet
 

 

        Aile; kan bağlılığı, evlilik ve diğer yasal yollardan aralarında akrabalık ilişkisi bulunan ve çoğunlukla aynı evde yaşayan bireylerden oluşan ve bu bireylerin cinsel, psikolojik, sosyal ve ekonomik gereksinmelerinin karşılandığı temel bir toplumsal birim olarak tanımlanabilir. Aile içi şiddet ise aile üyelerinden biri tarafından aynı ailedeki bir diğer üyenin yaşamını fizik veya psikolojik bütünlüğü veya bağımsızlığını tehlikeye sokan, kişiliğine veya kişilik gelişimine ciddi boyutlarda zarar veren eylem veya ihmaldir.

 Şiddet 5 alt başlıkta incelenebilir:

- Fiziksel şiddet; dövme, vurma, yaralama ve hatta öldürme gibi eylemlerdir. Ensık uygulanan şiddet biçimidir.

- Cinsel şiddet; cinsel istek doğrultusunda yapılan şiddettir.

- Duygusal şiddet; Aşağılama, kıskançlık, sevgi göstermeme, sürekli eleştiride bulunma, reddetme ve diğer kişilerin yanında küçük düşürme gibi şiddet eylemleridir.

- Ekonomik şiddet; Kişinin parasına el koymak, yönetmek, kazanç sağlamasına engel olmak, ya da zorla elinden almak gibi eylemlerdir. Özellikle yaşlılara karşı uygulanan bir şiddet türüdür.

 İhmal- Kişinin sosyal ve maddi ihtiyaçlarını gidermeme durumudur. Yine yaşlı ve çocuklarda sıklıkla rastlanır.

 Aile içi şiddet genellikle kadın ve çocuklara karşı uygulanmaktadır. Dünyada dört kadından, altı erkekten ise birinin aile içi şiddete maruz kaldığı görülmektedir. Worldwatch Instıtute tarafından 2002 yılında 50 ülkeden kadınlar üzerinde yapılan bir çalışma da Türk kadınlarının %58 ile en fazla şiddete uğrayan  grup olduğu, bunu %47 ile Bangladeş %45 ile Etyopya’nın izlediği ortaya konulmuştur. Ayrıca şiddete maruz kalan kadınların eğitim düzeylerinin yüksek olabileceği de belirtilmektedir. Bu ülkemiz açısından son derece olumsuz bir tablodur.

 Aile içi yaşanan şiddetin nedenlerini genel olarak üç ana başlıkta toplayabiliriz.

 1. Biyolojik nedenler: Erkeklik hormonlarının etkisi ( özellikle testesteron bu konuda en çok suçlanan hormondur), akıl hastalıkları(şizofreni ya da paranoid tablolar gibi), antisosyal kişilik bozukluğu gibi nedenlerdir.

 2. Psikolojik nedenler: Şiddet genellikle evliliğin ilk dönemlerinde görülmez. Eşler arasında iletişim derinleştikçe ortaya çıkmaya başlar. Genellikle şiddet uygulanan kadındır ki, önceleri bunu önemsemez ve gelip geçici bir durum olduğunu düşünür. Oysa şiddetin doğası giderek artma eğilimindedir. Kadın bu durumunu akla uygun hale getirmeye çalışır. Örneğin, eşinin aslında kendisine bir zarar vermek istemediğini, sinirli bir anına denk geldiğini, kötü bir insan olmadığını söyler.

 3. Sosyal nedenler: Yapılan çalışmalar aile içinde şiddeti gören kişilerin ilerde şiddet uygulayan kişi olma olasılığının fazla olduğunu göstermektedir. Bu ise şiddetin öğrenilebilen bir olgu olduğunu göstermektedir. Son zamanlarda televizyonlarımızda şiddeti yücelten, iletişim kurmanın şiddetten geçtiğini, insanların bir şeyi ancak böyle anlayabileceklerini gösteren yapımların ne derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabileceğini görmezlikten gelmemeliyiz. Gelenek ve görenekler, hatalı namus anlayışları, dayağın cennetten çıktığına , kocadır ne yapsa yeridir ya da vurduğu yerde gül biter şeklinde inanışların şiddeti nasıl körüklediğini hemen her gün kitle iletişim  araçlarından okuyor ya da izliyoruz.

Şiddete uğrayan kişi genellikle çekingen, pasifist, kendisine karşı suçlatıcı düşünceler geliştirmiş, depresyon, kaygı bozuklukları, bedensel yakınmalar ( baş ağrıları, uyuşmalar,uyku bozuklukları, kas ağrıları gibi), intihar düşünceleri ya da eylemleri gösteren kişiler olarak hekimin karşısına çıkabilmektedir.

 Şiddetin önlenmesi için yürürlükteki yaptırımlar halen yetersiz düzeylerdedir. Ancak şiddet yüceltilmemekle, olağan görülmemekle, bu sadece bir aile içi bir hadisedir dememekle ve hiçbir şeyin çözümü olmadığının bilinmesi ile azaltılabilir.

 

                                                                                                    Dr. Basri Doğu

                                                                                                      Psikiyatrist

                                                                            

 

 


©2006 SEKA MULTİMEDİA TASARIM.